Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

İbn-İ Sina Ve Kendini Sığır Zanneden Hastası

Mahir Odabaşı
İbn-i Sina 16 yaşında tabip olmuş. Kendinden büyüklere ders vermiş. 56 yaşına kadar 260 civarında kitap yazmış.
17.06.2017 / 00:00


İbn-i Sina 16 yaşında tabip olmuş. Kendinden büyüklere ders vermiş. 56 yaşına kadar 260 civarında kitap yazmış. Eserleri Avrupa üniversitelerinde 600 sene temel kitap olarak okutulmuştur. İbn-i Sina ‘Lemmā azamtü, feleyse mısrün vâsii / Lemmā galâ semenî ademtül müşteri. Yüceldim (ilimle) sığacağım bir şehir kalmadı. Arttı kıymetim, alacak bir müşteri bulunmadı’ demiştir.



‘Bir ilim adamı hekim olarak kaldığı sürece herkesten saygı görür. Ne zaman ki siyasete girerse o zaman eleştirilir. Zarar görür.’ (S.Sönmez-1984) İbn-i Sina’da öyle oldu. El üstünde tutulan İbn-i Sina, siyasete girince devlet hizmetinden uzaklaştırıldı. Hapishanelerde ceza çeken bir insan oluverdi. Ve hapishane yıllarında ‘ Gördüğün gibi, hapse atıldım gün gibi aşikâr / Çıkmama gelince bu ancak imkânsız bir karar’ beytini söyledi.



Müslüman bilginler Avrupalılardan yüzlerce yıl öndeydi. Birçok keşif ve buluşları onlardan yüzyıllarca önce ortaya atmışlardı. Avrupa’da cehaletle övünüldüğü, ilim düşmanlığı yapıldığı ilim adamlarının öldürülüp yakıldığı devirlerde Müslümanlar büyük büyük üniversiteler kuruyor, dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilere kucak açıyor, parasız okutuyor, ilme ve ilim adamlarına en yüksek değeri veriyordu.



Avrupa’da dünyanın düz olduğunu iddia edilip döndüğünü söyleyen ilim adamları aforoz edilip cezalandırılırken, Müslümanlar dünyanın yuvarlak olduğunu söylüyor, bunu deney ve gözlemlerle ispat ediyor, dünyanın çapını ve çevresini ölçüyor, yıldızlararası mesafeleri hesaplıyor, kitaplarında bunları anlatıyorlardı.



Avrupa’da hastalar ‘’şeytan çarptı, ruhunu şeytana sattı’’ diye hapsedilip öldürülürken, Müslümanlar hastalara şefkatle eğiliyor, tedavilerini yapıyorlardı. İbn-i Sina’nın çaresiz bir hastayı nasıl tedavi ettiğini hep beraber okuyalım.



Kendini sığır zanneden bir hasta kasap kasap dolaşır kesilmesini ve etinin dağıtılmasını ister ve kasapların bunu kabul etmemesine ise çok üzülürmüş. Çare bulunmayınca İbn-i Sina’ya başvurulmuş. O da ertesi gün belinde kasap önlüğü, elinde bıcak tam eve gelir ve bu evde kesilecek bir hayvan varmış getirin boğazlayım der. Bu sözü duyan hasta en büyük müjdeyi almışçasına sevinir ve ortaya atılır.



- İbn-i Sina hastayı yatırır. Elini, ayağını bağlar. Gözünü kapatır. Kesmeden önce hastanın karnını, sırtını, baldırını şöyle bir yoklar.

- Semiz sığırdır diye beni çağırmıştınız. Hiçte öyle değilmiş, bu sığır çok zayıfmış. Şayet kestirmek isterseniz, bu sığırı önce çok iyi besleyin. O zaman ben gelir keserim demiş.

Bunu duyan hasta yemeğini düzenli yemeye, ilaçlarını düzenli almaya, düzenli uyumaya başlar.



Zayıflıktan kurtulur. Sıhhatine kavuşur. Eski hali kendisine anlatılınca şaşırır. Âdete inanmaz. Çünkü önceki halini hiç hatırlamaz. İbn-i Sina’ya bol ihsanda bulunur.



Ankara Sivil Savunma Kolejinde dersimize gelen ve rahmetli olan Sebahat Özçelik (Allah rahmet eylesin) hocamız; gitmediği doktor kalmayan ve hastalığına (fiziksel bir hastalığı olmadığı için ) çare bulamayan, psikolojik sıkıntısının, can darlığının bir türlü gitmediğinden şikâyet eden hastaya en son gittiği doktorun eski dosyalarını uzun uzun inceledikten sonra ‘iyiliği, hastalığı, şefkati, mutluluğu, zenginliği, fakirliği yapanda zihindir’ (E.Spencer) sözünden hareketle ‘Senin reçetene sevgi yazıyorum. Çünkü bütün hastalıkların ilacı sevgidir’ dediğini kendine has üslubuyla anlatırdı.



İnsanı bazen yollar, bazen yıllar yorar. Ama şunu unutmamak lazımdır ki; ‘Engeller takılmak için değil, aşılmak için vardır - havuzda ne varsa, çeşmeden o akar.’ O halde; havuza sevgi depolayıp, çeşmeden mutluluk, huzur, güler yüz akıtabilmek ne güzeldir…



Keşke bu ucuz ilacı topyekün olarak kullanabilsek. Belki de hastanelerde sıra bekleyen hasta sayısı düşer. Sağlık harcamalarımız azalır…Stresin, sebepsiz can sıkıntısının yerini mutluluk, huzur alır.



75 yıl yaşayan bir insan hayatında 50 ton yemek yiyor. 40 ton su içiyor. Ortalama 130 bin km yol yürüyor. 90 milyon kelime konuşuyor. 18 yıl ayakta duruyor. 25 bin beygir gücü enerji harcıyor. 300 ton ağırlık kaldırıyor. İnsanın değeri 70 – 80 bin TL kadar. Çünkü vücudunda 7 kalıp sabun yapacak kadar yağ, orta boyda bir çivi yapacak kadar demir, ancak bir kahve fincanı dolduracak kadar şeker, bir tavuk kümesini badana yapacak kadar kireç, 2000 kibrit yapacak kadar fosfor, ufak bir topun atımına yetecek potasyum bulunmaktadır. İnsan madde itibariyle bu kadar ucuz olduğu halde, bir organına dünyaları değişmez.



Özetin Özeti: Sevgiden ötürü tortular yok olur. Sevgiden ötürü gamlar yok olur. Sevgi ölüleri diriltir, can verir. Sevgi şahları köle yapar, tahtan indirir. Sevgi akıl ürünüdür, zekâ işidir. Sevgi tahtına yanaşmayan ise ziyanda olan kişidir. Sevgilerimle…

Etiketler:
Bu yazi toplam 36 defa okundu
Yazarın Diğer Yazıları
YAZARLAR